YEVD1073

Nuriye Gülmen Eyleminin Seyr-i Sokak Videoları İzlenme Analizi

Oktay İnce-2017//

Seyr-i Sokak toplumsal mücadelelerin video ve fotoğraflarını internet üzerinden yayan bir video/eylem hareketi ama bir kitle medyası değil. Video/eylemci de muhabir değil zaten. Bir ara konumu işgal eder. Sokakta kayıttadır; haberciler, araştırmacılar, belgeselciler ve hukukçular için görsel işitsel veri üretir.
Kullandığımız sosyal medya hesaplarında takipçi sayımızı arttırmak için türlü türlü yollar denemiyoruz. Paylaştığımız verilerin kendi gücü niye yetiyor, kimin yarasına derman oluyorsa onlar izler bizi, bu anlamda takip edenlerimizin “nitelikli” azınlık olduğunu söyleyebiliriz. Nitelik sözcüğü politik anlamındadır. Facebook’ta izlenirlik sayısı bir yalan, her an herhangi bahaneyle sıfırlanırsın. Veya bir şekilde çok fazla takipçi toparlamışsan, durumun esiri olursun. Facebook sayfayı kapatmasın diye her emrini yerine getirirsin. Bazı imajları boşuna sayfayı tehlikeye atmayalım diye oto sansüre tabi tutarsın. Çoğunluğun kölesi olursun. İbrahim Kaypakkaya fotoğrafı yüzünden sayfamız kapatıldığında 20.000 takipçimiz vardı. Sonra sıfırdan başladık. Şimdi 10.000’i aştık. Nuriye Gülmen, Semih Özakça, Acun Karadağ eylemi başladığında takipçimiz 6.000 civarındaydı, özellikle bu direnişi takip etmek isteyen insanlar bir ay içinde bize yöneldi ve 4.500 kişi daha şimdi Seyr-i Sokak’ı takip ediyor. Twitter’da da bir o kadar takipçimiz var.
Bu metinde, video içeriklerine ve başka etkenlere dayalı olarak videolarımızın izlenirlik oranları değişkenleri üzerinden notlar paylaşmak niyetindeyim. Bu çalışmayı başlangıçtan bu güne Seyr-i Sokak videoları üzerinden yapabilirdim ama özel bir direniş nezdinde yapacağımız tartışmanın genele de söyleyecek bir şeyleri olduğunu düşünüyorum.
Farklı izlenirlik oranları Seyr-i Sokak takipçileri arasındaki iniş çıkışların göstergesi sadece. Çoğunluğun yerel, Ankara’da yaşayan olduğunu tahmin etmek zor değil. Nuriyeler’in eylemi ise, ihraç ve açığa almalara karşı kamusal alanda çok yaygın izlendiği için ülkenin her yerinden takipçiler çekmiş olmalı. Sadece bu direniş bazında değerlendirme yapacağımız için direnişçilerin kimliği bir değişken olmaktan çıkmış olacak. Zaman zaman uygun noktaya geldiğimizde Seyr-i Sokak’ın başka videolarına atıfta bulunacağız, çok izlenmiş olanlara.
Video yayma ve arşivleme alanı olarak aslında Youtube’u kullanıyorduk, biraz da Vimeo. Ama Facebook üzerinden videoların daha hızlı ve kitlesel yayıldığını fark ettik. Yüksel Caddesi Direnişi eylem videolarını çoğunlukla Facebook ta paylaştık. Videoların insanlara ulaşma hacmi bakımından üç veri gözleniyor videoların altında. Ulaştığı insan sayısı, paylaşma verisi ve görüntülenme sayısı. Ulaştığı insan sayısı bir brüt rakam, herkesin videoyu izlediği anlamına gelmiyor, bu sayı genellikle kabarıktır. videodan haberdar olan insan sayısının bazen 1/4 ü, bazen 1/3 ü videoyu izlemiş olur. Paylaşım oranı kaç kişinin kendi profilinde paylaştığını gösteriyor ki bu eylem yaygınlık açısından önemli. Videonun izlenme sayısını ise asıl olarak “görüntülenme sayısı” veriyor. Bir kişinin birkaç kez aynı videoyu izleyebileceğini düşündüğümüzde, hepimiz yaparız, görüntülenme sayısından makul bir fire düşersek yaklaşık olarak videomuzu izleyen insan sayısına ulaşırız.
Biz ağırlıkla görüntülenme sayısı ile, videoların biçim ve içerikleri, içsel ve dışsal sebepler üzerinde bir tartışma yürüteceğiz. Bu analizlerin eylemciye yararı , direniş içinde görüntülenme ile kurduğu ilişkiyi yeniden gözden geçirmesi olacağını düşünüyoruz. Videocuya yararı ise saymakla bitmez. Kamerayı kapıp bir eylemi kaydetmeye ve montajlayıp yaymaya başladığında ona rehberlik edecek bir tartışma olacak kanaatindeyiz.
Kadrajda ve montajda izlenirlik oranını arttırma arzusu eylemin içeriğiyle videonun içeriği arasında bir kaymaya, bir manipülasyona, yapay yollara kaçılmasına yol açmamalı, bu yöntem zaten burjuva medyası tarafından sürekli uygulanan bir yöntem. Videonun biçimsel gücü içerikten ve o içeriğin kadraja alınmasındaki özgünlükten gelmeli. Olayın doğasına uygun kadrajlar, ses kayıtları ve montaj…
Nuriye Gülmen eyleminde ilk videomuzda Nuriye’nin kendisi yok, muhtemelen kayıtta geç kalındı, ya onu desteklemeye veya gözaltına alınırken duruma itiraz eden vatandaş olarak bir kadın ve erkeğin gözaltı videosu. Şiddet dozu hafif sayılmaz, vatandaş direndiği için yerde sürüklenerek veya havada götürülüyor. İzlenirlik açısından polis şiddetinin, gözaltı videolarının bir çekiciliği her zaman var. Eylemin başlangıç aşamasında olduğuna göre henüz Nuriye Gülmen direnişini özel olarak izlemek isteyen kitle takipçimiz değil, her zamanki olağan Seyr-i Sokak izleyicisinden 6.724 kez görüntülenmiş video, ki bu iyi. Seyr-i Sokak’tan Nuriye Gülmen eylemi takipçileri açısından bu iyi bir sayı, 2.000 kişilik bir izlenmeyi marjinal seviye kabul edip, altta kalanları niye az izlendi, yukarı çıkanları niye çok izlendi sorusuna muhatap kılacağız. Bu videoda “içerik” dediğimiz şey izlenmeyi tetikleyen olarak da anlaşılabilir. İçerik: zorla gözaltı, basın açıklaması, özel röportaj veya gündelik yaşamdan bir kesit olabilir.
Bir sonraki gün 17  saniyelik bir gözaltı videosu var ki, Nuriye’ye tek bir cümle kurdurmamış polis, ardından iki kişi ile birlikte gözaltı, 7.107 izlenme, bir öncekiyle aynı seviyede ama çok kısa video.
110 Kasım tarihli gözaltı videosu ise sadece 1.078 kere izlenmiş. Düşük bir sayı. Burada videonun pozisyonundan bahsetmek doğru olur sanırım. Yukardan, uzaktan bir kafenin penceresinden kayda girilmiş. Nuriye’nin gözaltına alınışı sesi uzaktan görünüyor duyuluyor, uzak genel planda mesafe çabuk kat ediliyor ve yitip gidiyor. Bu açı, tepeden, ve uzaklık videonun etkisini düşürüyor. Yakın mesafe çekimleri kadar etkili. Aynı tarihte SES emekçilerine saldırı videosu bizzat olayın ortasından kayda girmiş ve 14.000 kez izlenmiş.
3.gün videosu 5.667 izlenme, yine bir gözaltı videosu ama yakın plan, ve videocu peşinden takip ederek sürüklenme olayını kayda girmiş. 4.günde 3 farklı video var kısa, 2.000 civarı. Videocu daha baştan polis tarafından engellenmiş kamera başka yöne dönmüş, göz altı 6 saniyelik başka bir kayıtla kısa ve arkadan gösterilebilmiş. Videocu polisin uyarısıyla kameranın yönünü değiştirip kapatmasaydı, yine olayı istediği açıdan ve istediği uzunlukta çekebilseydi bu etki kaybı olmayabilirdi.
Bu etki sadece kaydedene bağlı değil. Eylemcinin hiç direnmeden gözaltına gittiği durumlarda da etki düşüyor. Hem videocu hem de eylemci açısından video-etkiyi yükseltmenin yolu boyun eğmekten değil direnmeyi, çatışmayı, çelişkiyi yükseltmekten geçiyor. 4. gün Acun Karadağ’ın da kendi okulu önünde gözaltına alındığı gündü ve o video bütün bu özeliklerden dolayı çok izlendi. Seyri Sokak’ta 20.900 ama indirilip başka sayfalarda yayımlandı.
Nuriye Gülmen’in 6. direniş gününde ona destek açıklaması yapan 2 DEV-LİS’linin videosu sadece 396 kişi tarafından izlenmiş, düşük bir sayı. Çatışma yok, muhtemelen kendi çevrelerinin izlemesinde kalmış. Sonraki gün Acun Karadağ eylemine ben gitmiştim. İlk günkü etkili gözaltı kaydından sonra, bir ön röportajla videoya girip, polis uyarınca kamerayı indirmek durumunda kalmıştım. Yine de 14.000 civarı izlenmesinin nedeni ilk videonun artçı etkisinin devam ediyor olması sanırım.
16 Kasım’da üç video var biri gözaltı ikisi normal bildiri dağıtımı. Bildiri dağıtımı videosu, yine bir kafeden kuş bakışı çekilen gözaltı videosundan daha fazla izlenmiş. Burada içeriğin, bildiri dağıtımı, biçimden önce gelmesi diyebiliriz. Gözaltı içerik olarak önemli ama uygun açıdan ve mesafeden çekilmediği için etkisiz kalmış. 8. gözaltı aynı nedenle bin kere izlenmiş.
9.gün 3 video paylaşılmış. Biri 2.300, diğeri ise sadece 127. Çok izlenmiş olan, yani ortalama izlenen bir kafede ama yüksekte değil yerde, camın ardından kayda girmiş, çok izlenen yine kuşbakışı. Çok düşük olma nedeni, aynı anda iki video varsa en etkili olanın paylaşımının tercih edilmesi, etkisiz olan kaydedilmiş tek video olsaydı yine ilkinin izlenme sayısına ulaşabilirdi, izleyici mecburiyeti olarak. 3. video 1.800 kez izlenmiş ama sadece 6 saniye. Aslında bu izlenirliğe ulaşamazdı ama o sanırım zamandan kazanmış, yani ilk paylaşılan video olduğundan. Konuyu merak edenler paylaşılan ilk görüntüyü mutlaka izler, 6 saniye olsa bile, daha tatmin edici görüntüler geldiğinde onlara geçerler.
10. günde yeni bir durumla karşı karşıyayız. Daha önce de Nuriye’nin yanında destek için bir iki kişi bulunuyordu, birlikte göz altına alınıyorlardı ama bu sefer Kamu Emekçileri Cephesi ile birlikte Acun Karadağ basın açıklamasına gelmişler. Birlikte gözaltı. izlenme 6.700 civarı, yani ortalamanın üstünde. Kamera benim elimde, Sibel de gözaltına alınmıştı. TAYAD’dan Mehmet amca ek olarak. Bu gözaltı çeşitlenmesi izlenirliği, ilgiyi arttıran unsurlar.
CQDY5677“Marjinal izlenme tabanı” diye bir kavram ortaya atalım. İlgili video içeriği ile 1. derece ilgili olan kişilerdir, ne olsa izleyeceklerdir, hatta yayacaklardır. Bu bir politik hareket, arkadaş grubu veya yakın akrabalar olabilir. Yukarıdaki videoda, misal, KEC, TAYAD, Seyr-i Sokak, öz izleyici konumundadırlar. Öz izleyiciler haber veya videoyu yayacak asıl potansiyeldir, etkindir, izleyip bırakmaz, paylaşır, yayar. Üvey izleyici sadece izleyip bırakandır. 34 ve 26 saniyelik 12. gün gözaltı videosu yine biri havadan birisi yerden ama çok engelli çekildiği için 1.000 ve 347 gibi düşük bir sayıda izlenmiş. Videolar olayın içeriğini yansıtmada çok yetersiz.
Burada “izleyici doygunluğu” diye bir laf aklıma geldi. İzleyen insan merak eden insandır. Videonun içerdiği meselede ne yaşandığı ve nasıl yaşandığına ilişkin kendisini ikna eden, kanaatini oluşturan bir veri yoğunluğu bekler. Bu bazen kayıt zamanıyla ilgilidir, olayı yeterince zaman kaydetmek, bazen içerik, olayın özünü, asıl neliğini yansıtan bir açıdan kaydetmek. Göstermek, anlamasını, hissetmesini sağlamak.
22 kasımda Nuriye ve Semih’le akşam yapılmış bir röportaj var, 18.000  kez izlenmiş, kendi ortalamalarının çok üzerinde bir izlenme oranı, bunu neye borçlular bir bakalım. Video sadece 55 saniye. Facebook’ta yok ama bu röportaj öncesi gündüz bir gözaltı yaşanmış olsa gerek. Evet Seyr-i Sokak youtube hesabına bakıyoruz. Youtube Facebook’a göre videolara daha az izlenirlik sağlıyor onun için karşılaştırma yapmıyorum. 22 Kasım Semih’in eyleme ilk katılım günü, Acun da var, çok sıkı bir göz altı olmuş, arkadaşımız Gözde de göz altına alınmış. Facebook da olsa en az 10.000 izlenme oranına yaklaşırdı. Youtube’ta 662’de kalmış. Ama gündüz yaşanan gözaltının etkisi akşamki 55 saniyelik, göz altı sonrası kısa röportaja kaymış. Facebook’tan konuyu takip edenler, gözaltı videosunu gündüz izleyememişler, akşam röportajına yığılma olmuş, Semih’in ilk eylem ve gözaltı günü dolayısıyla meraklar artmış. Aynı akşam göz altı sonrası başka bir 22 Kasım röportajı da Acun Karadağ vermiş, 6.000 izlenme, iyi bir oran. Bu iki videonun peş peşe izlendiğini varsayabiliriz.
22 Kasım videoları burada bitmiyor, ertesi gün 23 Kasım’da üç video daha paylaşmışız. Biri 1.400 civarı iken, diğeri sadece 272, bir öteki, gözaltına alınan arkadaşımız Gözde’nin kaydı, hem uzaktan halkın arasından çekilmeleri, araya yoldan geçenlerin girmesi, hem de bir günlük gecikme ile paylaşılmış olması izlenirliklerini düşürmüş.
23 Kasım’da o günlerde ihraç edilen Veli Saçılık KESK açıklamasında konuşma yapıyor ve izlenme 5.000 civarı. Açıklama öncesinde Nuriye ve Semih’in ilk gözaltı videosu ise sadece 800 kez izlenmiş. Tepeden çekim. 24 Kasım’da benim, Veli Saçılık, Mahmut Konuk ve gençlik gruplarından en kalabalık gözaltı videosunun izlenme oranı 419 sadece, tepeden çekim. Gözaltındaki kadınlara zorla arama dayatmasının karakol içinden çekimi ise 3.900 izlenme. Gözaltı sonrası Nuriye ve Semih’le yapılan röportaj 5.000 izlenme. Yani görüntünün uygun olmayan bir mesafe ve açıdan kaydedilmiş olmasının, izleyici doygunluğu sağlayamadığı için izlenirliğinin düştüğü her seferinde ortaya çıkıyor. Gözaltı sonrası bir röportaj bile daha fazla izlenebiliyor. Bu günün son videosu röportajdan sonra yüklenmiş ama 5 dk, yani süre ve kayıt açısından yeterli bir kayıt, 5.000 izlenmiş, önceki videolara ve geç paylaşılmış olmasına rağmen. İzleyici o günkü olayın bütününü görebilmiş.
Gözaltı sonrası röportajların izlenirliğinin belli merakla yüksek olması eylemcinin de dikkatini çekmesi gerekir. Gözaltı sonrası kameraya söylenen sözlerin daha dikkatle seçilmiş ve etkili olması açısından. Belki de her gözaltı sonrası izleyici hala eyleminizde kararlı mısınız sorusunun cevabı merak ediyor olabilir, kendisini eylemcinin yerine koyarak, kararlılık vurgusu önemli, gözaltı korkusunun yenilmesi ve izleyenlerin direnişe cesaretlendirilmesi açısından…
26 Kasım kadına şiddet protesto edilirken devlet kadınlara saldırdı ve çok sayıda göz altı var aynı saatlerde Yüksel eylemi. İzleyici ilgisi dağınık. Biz de bir ilk denemişiz. Canlı yayın. Yani olaydan ilk video olmasını garantiye alır bu, ama yayın yöntemi dolayısıyla kadraj çok bozuk. Sadece 2.500 izlenme. Yakın mesafeden daha düzgün bir kayıt ise yine 3.000 civarı. Uzak mesafelerden yapılan iki farklı kayıt ise çok daha düşük izlenmiş. Hem geç paylaşıldıkları hem de uzak mesafeler olduğu için. Polis Ankara’nın her yerinde kadın mitingine saldırıyor, ilgili videolar var, Seyr-i Sokak takipçilerinin ilgisi ikiye bölünmüş.
WBCK5341Başka bir izleyici blokundan bahsedelim, Nuriye Gülmen eyleme geçtikten sonra Seyr-i Sokak’ı takip edenler 3.000 arttı, 6.000 iken 9.000 olduk. Bu yeni takipçi formunun özellikle Nuriye Gülmen ve arkadaşlarının direnişini takip edenler olduğunu varsayıyoruz. Ve bu izleyici blokunun bizim başka konulardaki paylaşımlarımıza aynı yoğunlukta ilgi duymadıklarını varsayıyoruz. Bu bilgi bizi aynı zamanda direnişi takip etmeye zorlayan bir şey. Burada yine “izleyici doygunluğu” kelimesini anmak gerek diye düşündüm. Ama bu doygunluk baştaki içerikten gelen bir doygunluk değil izleyici merakının bizi yönlendirmesi. Dışsal bir zorunluluk gibi de görülebilmesi.
35.gün başlangıç videosu 13.000 ortalamanın üzerinde. Bunun iki nedeni olduğunu düşünüyoruz. Birincisi gözaltına alınış videoları kadar, gece bırakılmışlarsa ertesi günkü direnişe başlangıç videosu da çok izleniyor. Gözaltı merakı, ertesi gün onları salimen direnişlerine devam ettiklerini gösteren sabah videosuyla giderilmiş oluyor. Bu videonun ikinci etkin çok izlenme nedeni de ilkokul öğrencilerine idam ipi verilerek medyaya servis edilen fotoğrafa ilişkin bir açıklamayı içeriyor olması.
Eylemin merkezi, Nuriye Gülmenler göz altına alındığında çok yüksek orandaki izlenme oranı, çeper eylemlerde göz altı olsa da ortalama izlenebiliyor. Üç gençlik örgütünün birlikte çıkıp göz altına alındıkları görüntüler 3.000 civarı izlenmiş.
Araya Av. Barkın Timtik’in tutuklanma kararı sonrası, avukat arkadaşlarına bir son söz söyleyerek hapishaneye uğurlanışı görüntüleri girmiş, 22.000 gibi Seyr-i Sokak için yüksek sayılabilecek bir izlenmeye ulaşmış. Burada olayın duygusal yoğunluğunun bunda etken olduğunu düşünmek için çok fazla neden var. Yüksel Caddesi Direnişi’ni Seyr-i Sokak’tan takip eden bir çoğunluğun aynı zamanda HHB üyesi Barkın Timtik’a da duyarlı olduğunu söyleyebiliriz.
43. gün, gün ortası attıkları rutin bir slogan videoları var ki sadece 800 kez izlenmiş. Hem uzun süredir göz altı yapılmamasından insanların merakı düşmüş, hem de sadece slogan olması, bir mesaj içermemesi de düşük izlenmeye yol açmış. Ertesi gün direnişe başlama videosu da zaten 300 gibi bir sayıda kalmış. 250 kişiye kadar izlenme düşmüş izleyen günlerde.
Aynı günlerde KESK’in İstanbul’dan Ankara’ya yaptığı yürüyüşe polis müdahalesi görüntüleri sadece 1.200-900 arasında kalmış, çok düşük. Gözaltı, saldırı, direniş içeren, KESK gibi büyük bir organizasyonun videosu olmasına rağmen niye çok az insan izlemiş olabilir?
Seyr -i Sokak takipçilerinin daha sol radikaller olduğunu varsayarsak KESK’in herhangi bir etkinliğine ilgi duymadıklarını söyleyebiliriz. İhraçlara karşı mücadele sürecinde KESK’in deyim yerindeyse sınıfta kaldığını, etkisini hem devlet nezdinde hem üyeleri katında yitirdiğini, bu eylemin de inandırıcı ve ikna edici bulunmadığının işareti olabilir. Bir başka neden de bu eyleme ait görüntülerin çok fazla medyum tarafından zaten yayımlanıyor olması nedeniyle Seyr-i Sokak’ın izlenme payına bu kadar düştüğü olabilir.
Nuriye’nin olmadığı, sadece Semih’in göründüğü videolar, Nuriye’nin var olduğu videolara göre daha az izleniyor. Nuriye’nin kişi olarak bir asgari izlenme tabanına sahip olduğunu, bunun hatta yüksek olduğunu söylememiz gerek. Misal Nuriye Gülmen ile “medya ve direniş” başlıklı söyleşimiz 3.500 civarı izlenmiş iken, Semih’le “düşünce ve eylem” başlıklı söyleşimiz 950 işi tarafından izlenmiş. Söyleşinin içeriği, niteliği de bu farklılıkta pay sahibidir ama eşit konumlardayken kadın direnişçilerin sözcülük yaptığı durumlarda erkeklerden daha fazla izlendiğini belirtmeden geçemeyiz. Nuriye’nin kişisel karizmasına da ek olarak kadın olma konumu bu gücü destekler pozisyonda.
Cinsiyet olarak da ezilen konumda olmaları, inisiyatif sahibi, “leading” kadınların etkisini katlamaktadır. Erkek sınıfsal olarak ezilen konumda olsa bile cins olarak ezen konumda olduğu için, ortak direnişlerde sembol görülebilme potansiyeli düşmektedir. Devamında ise sembol olarak konumlandırılmış kişinin sözleri, hareketleri daha yakından takip edilmekte, asgari izlenme tabanı yüksek olmaktadır. Asgari izlenme tabanı, en etkisiz halde bile söylediği veya yaptığı şeyin izlenme oranının belli bir sayının altına düşmemesi gibi bir şeydir. Alev Şahin ve Ulaş Erduran, ihraç edilmiş iki kamu emekçisi ile yapılan söyleşide Alev Şahin videosunun Ulaş’a göre bir kat fazla izlenmesinin önemli bir nedeni bu cinsiyete bağlı durumlardır.
“Ak-troller Nuriye Gülmen’i tehdit ediyor” başlıklı videonun, bir röportaj olmasına rağmen 24.000 gibi, SS koşullarında yüksek izlenmesinin nedeni hemen başlıkta sayılı zaten. Ak-troller-tehdit sözcüklerinin içerdiği çatışma hali ve Nuriye’nin bu tehdide rest çeken sözlerinin gücü.
46 saniyelik bir Veli Saçılık-Mithat Tokur videosuna geliyoruz ki, yine 24.000 izlenmiş, Nuriye Gülmen izlenme oranına ulaşmış. Burada ajitasyon etkisinden bahsedeceğiz sanırım. Mithat Tokur Ankara Sakatlar Derneği başkanı KHK ile ihraç edilmiş. Veli’nin de bir kolu devlet tarafından koparılmış olduğundan engelli sayılıyor. O kendini öyle saymıyor. Ortamda “engellilerin ihraç edilmesi” gibi durumu vahimleştiren duygusal hal var zaten. Bir de olay yeni, ihraç yeni gerçekleşmiş, ilk defa bir basın açıklamasında duyurulacak. Bunun bir merakı var. Ama bu videonun çok izlenme nedeninin Veli’nin yaptığı konuşmanın ajitasyon gücünün yüksekliği, tarihe geçebilecek nitelikteki sözlerdir. “Ayağımız sakat olsa da didik ayakta duracağız, bir kolumuz olmasa da öbür kolumuzla yumruğumuzu kaldıracağız, gözümüz görmese de sizin o körlüğünüzden çok ötesini göreceğiz, hesap soracağız hesap soracağız”. Burada meydan okumanın, yakınmamanın da önemli olduğu fikrindeyiz çünkü, iktidarın pervasız saldırıları karşısında dik duran her şey, herkes, her söz toplumdan bir karşılık bulmaktadır.
BBZH4245Aralarda İHD, SKM,BES,ESP gibi bir çok kuruluşun basın açıklamalarının birkaç yüzle ifade edebileceğimiz izlenme sayıları var ki bu kategori “rutin”e giriyor. Farklı kurumlarca yapılsa bile bir etkinlik olarak “basın açıklaması” bir rutindir, izlenme oranı düşüktür. Aynı kurumun periyodik olarak yaptığı açıklamalar, etkinlikler, eylemler bir rutinden izlenme oranı düşüktür. Bu düşüklük aynı zamanda eylem olarak etkisizliğinden gelir. Ankara’da “hasta tutsaklar”, İstanbul’da “Cumartesi Anneleri” gibi eylemler rutindir. Bu eylemlerin devam etmesi etkisinden çok artık etik bir mesele halini almış olmalarındandır. Cumartesi Anneleri eylemleri sadece başlayabilen ama bitemeyecek, sonsuzca sürebilecek eylemlerdir.
64.gün yaşadıkları en yoğun polis saldırısından sonra yayımlanan video yarı-kapalı çekilmiş olmasına rağmen 32.000 izlenerek direnişin bütün zamanlarının rekorunu kırmış. Saldırının ağırlaştırılmış işkence halini aldığının bu direnişi takip edenlerce duyulmasından sonra, ilk refleksle kafasında canlandırdığı olay halinin gerçekte olanla örtüşüp örtüşmediğinin merakıyla insanların görüntü aramaya başlamasıdır. Olayı bu merakı gidermeye en yakın kayda girebilmiş video çok izlenir. Çünkü, işkence, dayak, polis saldırısı denince insanların hayal ettikleri şey gerçekte olandan daha ürkütücüdür. Video görüntü onlara olayın gerçekliğine daha yakın veriler sunar, aslında onlardaki tansiyonu düşürür. Videoları izleyenler polis şiddetine maruz kalanlar arasında bir özdeşleşme yaşandığını, o şiddeti kendilerine yapılmış hissettiklerini unutmamamız gerekiyor. Gözaltı aracından önce fotoğraflar çıktı, herkes görünür bir yara bere içindeydi. Bu fotoğraflar dediğimiz merakı kamçıladığı için insanlar video arayışına girdi, video bir gün sonra yayımlanmasına rağmen 32.000 kişi tarafından izlendi.
67.gün direniş başlangıç videosunun 15.000 izlenme nedeninin içerdiği konuşmanın etkisi olmasından çok video başlığı olduğunu düşünüyoruz. “Biz sevilirken ağlarız, dövülürken değil”. Büyük gözaltının artçı etkileri devam etmektedir. Acun Karadağ direniş için Yüksel’e gelmiştir. Kalbinde pil olduğu halde gözaltı saldırısına maruz kalmıştır. Acun Karadağ’ı özel olarak izleyenlerin gözü de Yüksel Caddesi’ne doğrulmuştur. Yukarıdaki söz videonun içeriğinde yoktur, direnişçilerden Acun Karadağ’ın günlüğünde geçmektedir. Ama söz konusu konuşmayı yapan gözaltı saldırısı sonrası Acun öğretmendir.
Yazının sonunda İstanbul Kadıköy’de direnişe geçen Betül Celep’in videoları geldi. Seyr-i Sokak’ta bir günde izlenme sayısı 15.000’i geçti. Başka bir kent, başka bir çevre, başka bir söylem. Bakalım eyleminin ve sözünün gücünü takip edebilecek miyiz?