View Post

Sosyal Bilimler ve İmaj

Tekel Direnişi üzerine bir araştırma çalışmasının imajlar üzerinden bir yeniden okuması Oktay İnce METİN-İMAJ-DOĞRULAMA Metin içinde imajın metinle nasıl bir ilişki kurduğu önemli, bir doğrulama, kanıtlama işlevi mi üstleniyor, metni yeniden yorumlayıp zenginleşmesini sağlayan öznel bir katkı mı, salt yazının yoruculuğundan okuyucuyu uzaklaştıracak bir ara formül mü? Şunu söyleyebilir miyiz, kitaptaki hiç bir imaj  metinle tartışmak, onu inkar etmek, yanlışlamak için konmaz yazar tarafından. Söylenenin, savlananın tersini iddia eden. Niçin? Metnin, bir politik hareket tarafından biraz da propaganda amaçlı yazıldığını düşünelim. Kendi elemanlarının işçilerle nasıl samimi, doğru ve politik olarak dönüştürücü ilişkiler kurduğunu gösteren bir çok fotoğraf görürdük. Nitekim bu tür metinlerin örneği çok Tekel Direnişinde. Politik hareketler kendilerini doğrulamayan metinler ve imajlar paylaşmazlar. Ya akademik bir metin? Kendi tezlerini tartışmalı görebilir ama yanlışlayabilir mi? Baştan buna niyet edebilir mi, etmez büyük ölçüde. Soruları açık uçluysa zaman içinde tezlerini yanlışlayan sonuçlar ortaya çıkmaya başlarsa bu yanlışlamanın izini sürüp kitabına yazabilir …

View Post

Ölçek Meselesi

Pelin Tan For the English version of the article: http://www.e-flux.com/architecture/superhumanity/68689/the-matter-of-scale/ 2016’ydı; bölgelerin, şehirlerin, binaların, hayvanların, bitkilerin ve insanların ölçekleri aynı anda genişlemeye ve daralmaya başladı. Yakın oluş ve anlatı önemli hale geldi . Bu yüzden geri çekilmeye ve olağan kıyamet sonrası dönem için hazırlık yapmaya karar verdik. Kayıt 2316.018, Mardin Yan döndüğümde kum kaplı pencereden süzülen kızıl güneşle karşılaştım. Başka bir insan görmeyeli uzun zaman olmuştu. Kent savaşta harap olmuş neredeyse tanınmayacak hale gelmişti. O zamandan beri tüm kent güneyden gelen kumla kaplı. Binalar yıkılırken, ilçeler, ormanlar, hatta hava bile değişmişti. Yakınlardaki bir su kaynağı bir müddet daha kullanılabilecekti, fakat eski sınır civarındaki trafo bombalandığı için suyun uzaklardan çekilmesi mümkün değildi. Olsaydı dahi, Dicle’nin suyu zamanla azalmış, neredeyse kurumuştu. Beni komşularımdan ayıran ulusal sınırlar da yok olmuştu, ancak burada başka kimseler de yoktu. Kurtulan olmamıştı. Kayıt 2016.033, Atina Apar topar şehri terk etmek zorundaydım. Arkadaşım, henüz boşa çıkmadan, “geri çekilmemiz” …

View Post

Bir Sokak Hikâyesi ya da Akran Edinmek

Ahmet Gürata – Yeni Film Dergisi Nisan 2017 John Berger yazdığı roman ve denemelerin yanı sıra televizyon için yaptığı Görme Biçimleri gibi öncü çalışmalarıyla tanınıyor. Diğer yapıtlarının gölgesinde kalsa da, sinema Berger’in önemle eğildiği sanat dallarından biri. Öyle ki, bir söyleşisinde, üretirken resim ya da düzyazıdan çok sinemadan etkilendiğini belirtir (John Berger in Conversation with Michael Ondaatje, 2003, Vimeo). Berger, sinema alanındaki ilk çalışmalarını İsveçli yönetmen Alain Tanner ile gerçekleştirdi. İkili  1966-76 yılları arasında birlikte biri belgesel olmak üzere dört filme imza attı.[1] Bu filmleri, uzunca bir aradan sonra, İskoç sanatçı Timothy Neat ile yaptığı iki çalışma izledi.[2] Berger, bu filmlerin ilkinde oyuncu olarak anlatıcı rolünü üstlenirken, filmin pek çok aşamasına da destek oldu (Neat, “Invisible Cinema”, On John Berger içinde, der. Ralf Helter ve David Malcolm, Brill, 2015). Berger’in sinemadaki son işbirliği ise yaklaşık 20 yıl sonra gerçekleşti: Taşkafa: Bir Sokak Hikâyesi (Andrea Luka Zimmerman, 2013). Kral: Bir Sokak …

View Post

Videonun Eylemi kitabı üzerine: “Bütün seyirciler ya korkaktır, ya da…”(1)

Özge Çelikaslan Lübnanlı sanatçı Rabih Mroué, Documenta 13’te yaptığı Pixelated Revolution (Pikselli Devrim, 2012) adlı sunum performansında, her şeyin bir yerde karşılaştığı şu cümleyle başladığını söyler: “Suriyeli protestocular kendi ölümlerini kaydediyor”. Mroué, kendi ölümünü kaydetmek fikrinden öylesine etkilenmiştir ki protestocuların kendi ölümlerini belgeleme nedenleri üzerine internette yoğun bir araştırma yapmaya başlar. Suriye’deki ölümler üzerine bilgi ve kanıt arar ve pek çok malzeme bulur. Bulduğu malzemelerden birisi, süresi 1 dakika 23 saniyelik bir videodur. Mroué’nun Double Shooting2 (Çifte Çekim, 2011) adını verdiği bu buluntu videoda kaydı yapan eylemci bizzat kendi vurulma anını çekmiştir. 1 Temmuz 2011. Şam’ın Kerim El Şami Mahallesi’nde bir sokakta, güvenlik güçleri ve vatandaşlar arasındaki silahlı çatışmayı cep telefonundan çeken eylemci bir binanın üst katında, pencerede veya balkondadır. Video silah sesleriyle başlar, çatıları, balkonları, binaları görürüz. “Birdenbire o göz, sağ köşede… bir bina duvarı arkasında saklanan keskin nişancıyı görüveriyor. Göz, keskin nişancıyı kaybediyor. Onu tekrar bulmaya çalışıyor, sola …

View Post

Yaşatmak İstedik

“Bunun nasıl anlatılması gerektiği hiçbir zaman bilinmeyecek; birinci kişi mi, ikinci kişi mi, üçüncü kişi çoğul olarak mı, yoksa durmadan işe yaramaz kalıplar yaratarak mı? Denilebilse: Biz ayın doğaraklığını göreceğim. Ben gözlerimizin ardında acı duyuyorsun…” Kamerayı elimize alıp sokaklara çıktığımızdan beri tanık olduğumuz katliamların anmalarında kaybettiklerimizin ismi okunduğunda “yaşıyor!” ve “burada!” cümlelerini tekrar ve tekrar kaydetmişiz. Anma öncesi “Arkadaşlar, yitirdiklerimizi anmak için lütfen sesimiz gür çıksın” uyarısı geliyor megafonda. Kamera yumrukların ve zafer işaretlerinin arasında sabit kalmaya çalışıyor her haykırışta. Kaydeden kişinin kamerası sıkılmış yumruğa dönüşmüş. Hatırlamanın doğası ağırlaşıyor, her “yaşıyor” sözü katliamlarla bitmeyecek bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Yas tutmayı istemeyen, ölümle barışmayan eller… Donuk, nemli gözler boşluğu süzüyor, kimse birbirine bakmıyor. Sanki yitirdiklerimizle göz göze geliyoruz her isim okunuşunda. İsimler tekrarlanırken, birbirlerine bağlanırken haykırışlar artıyor, isimleri çağıran ses, öldürülenleri ve katliamları birbirlerine zincirliyor. Kanıt diye dosyalaşmış tüm cinayet kayıtları ortalıktayken üzeri örtülen bir cinayetin yasını tutmamaya söz veriyor “yaşıyor”ların yankısı. …

View Post

Sömürge Estetiğinde Pamuk ve Sanat Üretimi

Ahmed Tahrir 19. yüzyılın sonlarında Fas bir Fransız sömürgesiyken, şehirleri gazetecilere gösteren Fransız vali, kurulan ilk binalardan birinin, harita odası olduğunu gururla belirtiyordu. Aynı tarihlerde oryantalizmin afyonu ile hayallere dalmaya hevesli fotoğrafçılar ise Kahire’de tek dert ettikleri sorunun, şehri bir türlü yukarıdan görememek olduğunu söylemekteydiler. Bu uğurda Mısırlı gibi giyinen Avrupalılar, Kahire’nin sakinlerinden habersiz, şehrin ve şehirlilerin suretine sömürgeleştirmenin estetik çerçevesini yerleştiriyorlardı. Modernizmin mucize icatları silahlarla şehri kuşatma altına alıp altın kaplamalı dürbünlerle şehirleri surlardan izleyerek sokakta amaçsızca yürüyenleri düzene sokma hırsı, bu düzensiz hayat sakinlerinin odalarını illa ki temiz ve derli toplu görme arzusu, istatistikler çıkarma, askere gitmeyenleri köylerinden toplama, caddelerin, meydanların, ara sokakların kuşbakışlarını hiçbir detayı gözden çıkarmadan haritalara dökme çabası 19. yüzyılda Ortadoğu’yu metrekarelere böldü. Batılıyı hasta eden Ortadoğulu dağınıklık hali ve kafasına göre takılan bu ahaliyi “nasıl kontrol altına alırız” fikri, vebalılara ve akıl hastalarına uygulanan izleme metotlarının, sömürgeleştirilen bu şehirlerin ve hatta evlerin, tarlaların en …

View Post

Gelecek Queerin Müdahaleci Tahayyülleri

Özge Çelikaslan, Alper Şen – Mart 2016 // Kaos GL’nin aynı isimli sergisi için yaptığımız ‘Yorum İstiyoruz’ adlı yerleştirmeyi, sergiyi gezenleri de üretimin parçası haline getiren bir biçimde düzenlemiştik. Yerleştirmenin parçası olan ‘İş İstiyoruz’ adlı eylem videosu, Pembe Hayat, Kaos GL üyelerinin ve birçok eylemcinin katılımıyla, 17 Temmuz 2007’de Ankara Sıhhiye’deki İş ve İşçi Bulma Kurumu binası önünde eğitim, barınma iş ve sosyal haklardan mahrum bırakıldıkları için yaptıkları basın açıklamasını, grubun, İş ve İşçi Bulma Kurumu’na toplu dilekçe vermek üzere girmelerini, ardından polislerin ve güvenlik görevlilerinin engellemesiyle karşılaştıklarında dernek avukatının “İş ve İşçi Bulma Kurumu kamusal bir alandır, lütfen geçişlerine engel olmayın” uyarısı sonucu içeri alınmalarını ve dilekçelerini verdikten sonra kurumdan ayrılmalarını takip eder. Bu kayıt, olaydan iki gün sonra kısmen montajlanarak Karahaber video eylem kolektifinin videosu olarak ‘İş İstiyoruz’ başlığıyla youtube’a yüklendi. Zamanla, videonun yoğun olarak izlendiğini fark ettik, bunun internet arama motorlarına girilen anahtar kelimelerle ilgili olduğunu anladık. …

View Post

GerideKalanlar 13 – Ölümsüzler Kapısının Ardında

Oktay İnce, Alper Şen Ne işimiz vardı ki orda diye başlasam, doğrudan bir aşağılama haliyken zaten vize istemek, konsolosluklarda sanatçı olduğumuzu, ülkelerine girince oraya kazık çakıp kalmayacağımızı, “vallahi billahi ülkeme geri dönerim işte eski vizelerim ispatı olsunlar” uğraşına değecek ne var ki? Vize alabilince seviniyoruz, hatta 6 aylık, istemeden vermişler, dayanılmaz olan böylece kendimizi aşağılamamız. Yeni bir ülke göreceğiz, başka türlü düşünen insanlar, “belki etkileriz, belki etkileniriz, düşünme gücümüz, hitap gücümüz artar”, belki bir bakış açısı orda bizi bekler… Yolculuk elbette sadece bizim değil gerçekte imajların yolculuğu. Görüntü ve ses kopyasını aldığı hikâyelerin, şimdi artık öykü olmuş, geçmiş olmuş, bellek olmuş, bizim çağrılma sebebimize bakarsak “archive” olmuş olayların yolculuğu. Onlar olmasa biz köyümüzden bile çıkamazdık, görsel hikayeler çerçisiyiz: Sırtımızda yükümüz bu, kendi yükümüzün eşeğiyiz yad ellerde, ki aslında bizi taşıyan imajlar, biz onların yüküyüz. Yakın Plan Huzursuzluğunda Görüntü Okumaları Bir görüntü zamanla bir arşive nasıl dönüşür? Geçmişin görüntüsü ile bugünü …

View Post

Eylem, Video, Sosyal Medya: Yayılmanın Geometrisi

Oktay İnce – 2017// Yayılma Aralığı Adını koyduk şimdi altını dolduralım. Videoların başka mecralarda çok daha fazla izlenmesini söz konusu etmeyeceğiz, çünkü Seyr-i Sokak takipçilerini sabitimiz olarak alıp videolar arasındaki izlenme, yayılım, etki ve tepki değişkenlerinin nedenleri üzerine düşünmek, böylece “sol”umuzun sosyal medya psikolojisi üzerine veriler elde etmek niyetimiz. Video yayılma aralığının birincisi, kaydedilen olayla videonun sosyal medyada online edildiği zaman arasında geçen süre. Bu aralık ne kadar kısa olursa, kara haber ne kadar tez elden paylaşılırsa videonun yayılma ve izlenme potansiyeli yükselecektir. Kara haber zaten tez elden yayılması gereken haberdir. Mobil telefonun bir görüntü kayıt ve yayma enstrümanı olarak ortaya çıkmadan önce kamera ile eylem kaydına çıkan video-eylemcinin haberi kurgulama mecburiyeti, teknik nedenleri saymazsak genellikle arada geçen montaj zamanı dolayısıyla zorunlu olarak online edilmesinde gecikmeye yol açardı. Montaj zamanı, eylem-video online edilmeden önce, farklı kesitlerin birleştirilmesi, elenmesi, yeni bir çıktı alınması için geçen süredir. Bu süre aşağı yukarı öğleye …

View Post

GerideKalanlar 12 – Ölümsüzlerin Kapısında Beklerken

Artıkişler Kolektifi – 2017// Jonathan Swift’in Güliver’in Maceraları (1726) dünya haritasında her gün yeni yerleri, yeni yolculuk rotalarını, yeni makinaları, yani yeni bir dünyayı keşfetmeye alışmış insanlığı kısmen alaya alsa da bilgi ve teknoloji ile dünyayı yöneterek ölümsüzlüğe ulaşan insanlığın cesaretinden övgü ile bahseden bir romandır. Güliver’in yolculuğu boyunca çektiği acıları ve sıkıntıları ise yine o dönemin bir başka gezgin karakteri Candidé (Voltaire-1759) ile karşılaştırabiliriz. Güliver’in yaşanabilir başka dünyalar arasında, yani devler ve cüceler dünyası arasında gidip gelirken zekası ve cesareti ile çözdüğü her soruna rağmen Candidé, hocası Profesör Pangloss’un dediği gibi “yaşanabilir dünyaların en iyisi olan dünyamızda” akla gelebilecek her türlü eziyete ve işkenceye maruz kalsa da “buna da şükür” diyerek sabreder ve en ağır işkenceler altında bile dünyamız hakkında iyimser ahkamlar kesmekten geri durmaz. Bu iki romandaki kahramanlarımızın yolculuğu ise farklı “aydınlanmalarla” sona erer. Candidé, dünyada yaşadığı tüm eziyetler sonrasında hocası Pangloss ile Üsküdar’ın tepesinde yıkık bir kulübeye …

View Post

Nuriye Gülmen Eyleminin Seyr-i Sokak Videoları İzlenme Analizi

Oktay İnce-2017// Seyr-i Sokak toplumsal mücadelelerin video ve fotoğraflarını internet üzerinden yayan bir video/eylem hareketi ama bir kitle medyası değil. Video/eylemci de muhabir değil zaten. Bir ara konumu işgal eder. Sokakta kayıttadır; haberciler, araştırmacılar, belgeselciler ve hukukçular için görsel işitsel veri üretir. Kullandığımız sosyal medya hesaplarında takipçi sayımızı arttırmak için türlü türlü yollar denemiyoruz. Paylaştığımız verilerin kendi gücü niye yetiyor, kimin yarasına derman oluyorsa onlar izler bizi, bu anlamda takip edenlerimizin “nitelikli” azınlık olduğunu söyleyebiliriz. Nitelik sözcüğü politik anlamındadır. Facebook’ta izlenirlik sayısı bir yalan, her an herhangi bahaneyle sıfırlanırsın. Veya bir şekilde çok fazla takipçi toparlamışsan, durumun esiri olursun. Facebook sayfayı kapatmasın diye her emrini yerine getirirsin. Bazı imajları boşuna sayfayı tehlikeye atmayalım diye oto sansüre tabi tutarsın. Çoğunluğun kölesi olursun. İbrahim Kaypakkaya fotoğrafı yüzünden sayfamız kapatıldığında 20.000 takipçimiz vardı. Sonra sıfırdan başladık. Şimdi 10.000’i aştık. Nuriye Gülmen, Semih Özakça, Acun Karadağ eylemi başladığında takipçimiz 6.000 civarındaydı, özellikle bu direnişi …

View Post

Eylemin öz-kaydından öz-sunumuna; Selfie of act

Oktay İnce – 2017 // Görüntünün ikna gücü tartışmasızdır ve kameraya konuşan protestocu bütün dünyaya seslendiğinin farkındadır. Artık video ile eylem, birbirinin mecburiyetidir. Eyleyen/kaydeden sınırı ortadan kalkmıştır. Direnişçi yalnızca eyleyen değil, medyayı aracı kılmaksızın sesini dünyaya aksettiren kişidir; Selfie of act. Videoeylemin iki yüzü, toplumsal mücadeleler içinde eylemden görüntüye geçen ve görüntüden eyleme geri dönen etkinin ne’liği, nasıl’ı, niçin’i, nerede’liği ve zorunluluğu üzerine tartışmak önemlidir. Haziran 2013 Direnişi sırasında canlı yayıncılar, ustream, livestream üzerinden eylemin göbeğinden yayın yapmaya başladıklarında, gaz bombalarından hem kendilerini hem de yayın yaptıkları mobil telefonları korumak için eylemcilerle birlikte depar attıklarında biz, kameralı kurgulu video/eylemciler bu yeni durum karşısında şaşkınlığımızdan sıyrılmakta zorlanmıştık. O vakte kadar, toplumsal mücadelelerin görünmeyenlerini görünür kılmak, görünür olanları da eylemcinin bakış açısına yerleşip kayıt alarak, en azından bir sonraya sarkan montaj videolarımızda ise bu bakış açısını korumaya özen gösterek, eylemin kendisini kamuya yansıtıcağı en doğru aynalar olduğumuz konusunda kendimizle hemfikir idik. Burjuva …