View Post

GerideKalanlar 9 – Yüzün Etiği

Pelin Tan – 2016 // Mardin’de müşterek pratikler, öteki pedagojiler Scroll Down for English 1990’larda İstanbul’un bazı kent merkezleri göçmenler, kayıt dışı olanlar ve mülteciler için Avrupa yolculuklarından önce önemli birer duraktı. Bunlardan biri olan Tarlabaşı, özellikle Anadolu’dan zorunlu göçe tabi tutulan Kürt aileler, güvencesiz iş koşullarında çalışmak üzere Karadeniz bölgesinden gelen işçiler ve diğer sigortasız yurttaşların yoğun olarak yaşadığı bir yerleşim bölgesiydi. Afrikalı mülteciler ve kayıt dışılar ise bu bölgede kiraladıkları bir apartman dairesinin küçük odalarında sıkışmış bir halde birden fazla aileyle aynı odayı paylaşıyor, kadınlar emek sömürüsünün yüksek olduğu tekstil atölyelerinde kayıt dışı çalışıyorlardı. Hastanelerin mültecilerin tedavisini reddetmesi, siyahi kadınların sokakta tacize uğraması ve herhangi bir durumda toplumun mültecileri suçlu bulması kanıksanmış sosyal vakalardı. Türkiye’de henüz resmi mülteci kampları açılmamıştı ve bütün kayıt dışı insanlar, insan kaçakçıları aracılığıyla Bulgaristan ya da Patras’daki (Yunanistan) kamplara gitmeye çalışıyorlardı. Afrikalı mülteciler İstanbul’daki kent mekanlarının hayalettleri idiler; görünmezdiler. Bir keresinde içlerinden birisi …

View Post

GerideKalanlar 8 – Birlikte Yaşıyoruz, Dayanışmamız Kazanacak

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Atina Göçmen Dayanışma Hareketi’nden Olga ile konuştuk: “İşgal etmek bir amaç değildir, ihtiyacı olan insanların barınması için bir araçtır” 1990’lı yıllar, Yunanistan’a kitlesel göçün başladığı yıllar oldu. Çünkü daha önce, Yunan vatandaşları Kuzey Avrupa’ya ve Amerika’ya göç etmekteydiler. Bu nedenle Yunanistan’da göçten bahsettiğinizde önce Yunanlılar kendi göçlerinden bahsedildiğini sanıyorlar. Göç kavramının Yunanistan’daki halklar için çok derin, tarihsel bir belleği var. Ancak 1990’larda Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve Balkan coğrafyasındaki değişimin sonunda göçmenlerin de Yunanistan’a gelebildiğine tanık olduk. Özellikle 90’lardan itibaren Arnavutluk’tan Yunanistan’a kitlesel bir göç başlamıştı. Bu dönemde çok sert bir ırkçılık ortaya çıktı Yunanistan’da. O zamanlarda birçok reformist gazetenin bile Arnavutlar hakkında çok rahatsız edici başlıklar attığını hatırlıyorum. 1990’larda “Arnavut olmak” hakaret gibi algılanmaya başlamıştı. Bu dönemde bazı yoldaşlarla birlikte göçmenlerle ve mültecilerle dayanışmak için bir grup oluşturmuş ve Excharhia’da bir sosyal merkez açmıştık ki bu merkez hala çalışmalarını sürdürüyor. Bu merkezde ücretsiz Yunanca ve …

View Post

GerideKalanlar 7 – City Plaza İşgal Oteli

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Atina’da sokaklar, özellikle dayanışmanın hissedildiği mahallelerdeki rengârenk duvar yazıları nerede olduğumuzu tekrar hatırlatıyor. Yazıların ve afişlerin çoğunluğu dayanışma üzerine… Macar yazar György Dalos’un “1985” isimli romanı, George Orwell’in “1984” romanının iyimser bir devamı gibidir. 1984’teki imparatorluklar bir işçi devrimi ile yıkılır, ancak proleterya da uzun süre iktidarda kalamaz. 1985 yılı bu yüzden belirsizliklerin ve kaosun yılıdır. Ancak insanlar umutludur, diktatörlük rejimi sonrasında birlikte yazılacak bir geleceğin belli belirsiz dili duvar yazılarıyla anlatılır romanda. Bu nedenle roman çoğunlukla duvar yazılarından ibarettir. Atina’da dayanışmanın mahallelerinde duvar yazılarını okumaya başladığınızda da bugünün Avrupa’sının iyimser görünümlü bir distopyasını görmek mümkün. Onlarca yazı içerisinde algıda seçicilik: “Berkin Elvan kardeşimsin” yazılamasının altında Alexis imzası var. Biraz daha ilerde aynı stickerlar her yerde: “Lady’s and Gentelman, Aleppo is Burning / Halep Yanıyor”. Atina’da Victoria Meydanı’nın hemen aşağısında Avrupa’nın en iyi oteli City Plaza Hotel bulunuyor. 400 kişinin kaldığı otelde konukların yarısı Suriye, …

View Post

GerideKalanlar 6 – Are You Syrious?

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Tito’nun doğduğu kasabaya çok yakın, Yugoslavya düşüne çok uzağız. Zagreb’de bizi “söylediklerine göre” son yirmi yılın en büyük protestosu karşılıyor. Avrupa Birliği’ne üyeliğin krizleri çözmediği gibi yeni hükümetin uygulamaları Hırvat halkının damarına basmış. Binlerce insanı kentin meydanında buluşturan refleks, eğitim bakanlığının ders kitaplarına yönelik yenileştirme girişimlerine karşı oluşmuş. Böyle bir nedenle sokağa dökülmek bazılarını şaşırtıyor, en azından bizim temas ettiklerimizi… “Sadece ufacık bir neden olmalıydı” diyorlar, “bardağı taşıran bir damla”. Yugoslavya kendi içerisinde göç dalgalarını, kısa veya uzun vadeli yaşamış halklardan oluşuyordu, sınırlar insanları yerinden etti. Balkan coğrafyasında yerinden edilen ve başka topraklara göç etmek zorunda kalan pek çoğunun halen hesaplaşmaları sürüyor, arada bir ortaya çıkıveren davalardan biliyoruz deniyor. Elbette yeni gelen göç dalgasını hoş karşılayacak bir halk yok. “Ne de olsa halen kapalı bir toplumuz” diyor Are You Syrious adlı göçmen dayanışma ağından Matija. Afganistan’dan dağları, ovaları yürüyerek ailesiyle göç eden Hasan’ın kent merkezine …

View Post

GerideKalanlar 5 – Oranien Platz’dan Oplatz.net’e Dayanışmanın Güncesi

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Almanya’da göçmen mücadele hareketlerinde yer alan Turgay’la, hareketin eylem, direniş ve işgallerle elde ettiği kazanımlardan ve son göçmen dalgasının etkilerinden konuştuk. Artıkişler Kolektifi: Almanya’daki aktif göçmen örgütlerini nasıl tarif edersin? Turgay: Bildiğimiz örgüt tarzı değil, Devrimci Mülteci Hareketi örneğin mültecilerin örgütlediği fiili bir sokak hareketidir. Refugee Movement ve Oranienplatz olarak biliniyor. Avrupa’da mekanın adıyla anılıyor hareket. O nedenle mekan önemli, mekanı kaybettiğin zaman siyasi etkisini yitiriyor. Oranienplatz işgalinde çadırlar önemliydi çünkü göçmenlere uygulanan izolasyonu kıran sembolik bir özelliği vardı. Polis saldırıp Oranienplatz’ı yıkınca ağaç işgal ettik, kadın arkadaş 5 gün kaldı ağaçta. İlk 2-3 gün su ekmek gibi ihtiyaçlarını vermedi polis. Bunun üzerine hemen karşı parkta 22 gün açlık grevi yaptık talepler belirleyip. Hukuken orada politik faaliyetlerimize devam edebilmemiz için iki çadır kurma hakkı verildi. Ama kurduğumuz çadır bir gece ateşe verildi. Nasıl başlamıştı işgal? Göçmenlere uygulanan ulaşım yasağı, yemek paketi, çalışma yasağı… Biz dedik …

View Post

GerideKalanlar 4 – Eski Yabancılar, Yeni Yerliler

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Bir pasaportunuz ve Schengen vizeniz olması herhangi bir Avrupa ülkesinin havaalanında polis sorgusuna maruz kalmayacağınız anlamına gelmiyor. Berlin havaalanında Yunanistan uçağından indiğinizde kapıda mümkünse esmer tenleri ayırt etmek üzere bekleyen 3 polisle karşılaşıyorsunuz. Sizi değil de berikini mi seçecek diye ürkekçe beklerken önümüzdeki genç çocuğa doğru yaklaşıp onlarla mı birliktesin diye beyaz tenli Avrupalıları işaret ediyor. Hayır deyince yanına çekiyor. Biz geçip gidiyoruz. Almanya’daki en etkin göçmen hareketi Devrimci Mülteci Hareketi ve Oplatz’tan (oplazt.net) arkadaşların medya toplantısına katılıyoruz. Hareketin uzun yıllardır içinde olan Bruno, en büyük sorunlardan birinin göçmenlerin kendi ülke hareketleri içinde gruplaşmaları olduğuna işaret edip medya araçlarının bunu kırmak üzere kullanılması gerektiğini tekrar tekrar vurguluyor. Burkina Faso’dan yaklaşık yirmi yıl önce iltica eden Bruno, göçmenlerin şimdi yaşadıkları ikinci sürgün yerleri olan kamplardaki koşullar o zaman da benzer zorlukta olduğunu söylüyor. İki yıl kentten kilometrelerce uzakta bir kampta kaldıktan sonra çalışma izni almayı başarıp önce …

View Post

GerideKalanlar 3 – Omar, Natalia, Reza

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Omar: Suriye’de hiçbir şeyim yok Benim Suriye’de ailem yok. Hepsi öldü… Gideceğim bir ev yok. Evimiz de bombalandı… Suriye’de savaş Deraa’daki olaylarla başladı. Ben o zamanlar 13-14 yaşındaydım. Deraa’da bir okulda özgürlük talebiyle öğrenciler yürüyüş yapıyorlardı. Sonra polis geldi, bu çocukları yakaladı ve onlara işkence yaptı. Çocuklardan biri bu sırada öldürüldü. Çocuğun yakınları bunun üzerine bir gösteri yaptılar. Polis tekrar saldırdı ve yine insanlar öldürüldü. Gösteriler Halep’e, Humus’a ve diğer şehirlere yayıldı. Sonra her şey karıştı… Savaş büyüdü… DAİŞ ortaya çıktı. Suriye’de kalanların yiyeceği suyu yok, elektrikler kesik. Birçok insan Ürdün’e ve Türkiye’ye gitti. Birçoğu kaçakçılara para verip kaçmaya çalıştı, ama şimdi sınırda bekliyorlar. Ben de 2015’te Suriye’den kaçmaya karar verdim. Önce Ürdün’e gittim. Sonra Türkiye’ye… Türkiye’de İstanbul’da kaldım, sonra İzmir’e geçtim. Oradan da botlarla Laros’a geçtik. Ardından orada kağıtlarımızı aldık ve Atina’ya gittik. İdomeni’de sınıra geldiğimizde ise sınır kapatıldı. Sonra Selanik’e geldim. Burada işgal …

View Post

GerideKalanlar 2 – Kapitalizm, Milliyetçilik ve Patriyarkayla Geçen 100 Yıl

Artıkİşler Kolektifi – 2016 // İki gündür boşaltılma süreci devam eden Yunanistan Makedonya sınırındaki Idomeni kampında bulunan gönüllülerden yaklaşık 3 bin göçmenin taşındığı haberlerini alıyoruz. Göçmenler boşaltılma sürecini protesto etmiyor, yeni kamplara taşınma işlemini kabul ediyorlar. Yeni kamplardaki koşulların da berbat olduğunu öğreniyoruz. Bir süre Idomeni’de kaldıktan sonra Orfonotrofeio’ya geçen göçmenler kampta kesinlikle insani koşulların olmadığını söylüyor. Pek çok çocuk kamptaki kötü koşullar nedeniyle hastalanmış ve hayatta kalamamış. Yerleştirildikleri yeni kamplardaki koşulların iyileştirilmesi yönünde hem Yunan hükümeti hem de STK’lar çalışma yürütüyorlar. Şu an bazı kamplarda içme suyu ve bebek maması yok, tuvalet yok. Çevirmen yok, temiz yemek bulmak imkansız. Birkaç gönüllü dışında hiç kimse içeri alınmıyor. Göçmenleri bu yeni hapishane benzeri kamplara yerleştiren Yunan hükümeti ve Syrizia’ya dair kaygılarımızı dayanışma hareketlerindeki aktivistlerle paylaşıyoruz. Selanik’teki anarşist hareketinin önemli figürlerinden Socratis, seçimlerden önce Syrizia’nın göçmen politikası ve ekonomik kriz programı konusunda umut ve beklentilerin yüksek olduğunu fakat bugünkü durumda Syrizia’nın AB …

View Post

GerideKalanlar 1 – Sınırlar, Topraktaki Yaralar

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Savaşın, baskının, yokluğun ve yoksulluğun merkezinde başlayıp kuzeye ve batıya doğru ilerleyen göç haritasındaki bekleme istasyonlarından biri Selanik. Bugün Yunan polisi Selanik’e bir saat uzaklıkta Makedonya sınırındaki Idomeni kampının fiilen boşaltılması işlemlerini başlattı. Kampta kalan 10 bin civarında göçmenin çevre kasabalardaki askeri kamplara yerleştireceğine dair bilgi alıyoruz. Bu sayı, çevre kamplardan Idomeni’ye kaçan gruplar nedeniyle her geçen gün artmış. Bugünlerde kampla iletişim kurmak epey güçleşmiş halde. Gönüllü gruplar ve anarşist hareketin örgütlediği dayanışmadan aldığımız bilgiye göre Idomeni’ye her türlü ulaşım polis tarafından engelleniyor. Özellikle gazetecilerin içeri alınmadığını söylüyorlar. Görüntü kaydına izin yok. Polis boşaltma sırasında şiddet kullanmayacağı yönünde anonslar yapmış. Öyle mi diye sorduğumuz herkes kuşkulu gözlerle bakıyorlar. Etraftaki diğer kamplarda 10 bin ile 20 bin arasında göçmen kalıyor. En örgütlü göçmen grupları Kobané’li Kürt göçmenler, çoğunlukla birlikte hareket ettikleri ve ortak kararlar aldıkları söyleniyor. Bir gün öncesinde eski bir işgal evi olan Orfonotrofeio’da düzenlenen …

View Post

GerideKalanlar’a Başlarken

Artıkişler Kolektifi – 2016 // Şengal’e gönüllü doktor olarak gitmiş olabilirsiniz. Geri döndüğünüzde gördüklerinizin sessiz çığlığı kulaklarınızdan gitmez. Halep’teki yoldaşlarınızın ölüm haberini duyunca sesiniz, sözünüz sosyal medyada sıkışır, daha da içiniz yanar. Ya da Kobané’de yeniden kurulacak şehrin bahçelerinde filizlenecek bir çiçek dikmek istersiniz, çantanızdaki oyuncaklarla sınırı geçecekken karanlık bir patlama sizi bizden alır. Cizre’de şimdi hayatta olmayan insanların son görüntüsünü kaydetmenin acısıyla ekrana bakamayan biri olursunuz belki de. Ya da Mardin’de öğrencilerinizin birer birer kaybolduğu bir sınıfta hala ders veriyor olmanın anlamını ararsınız. Bitlis’te Ermeni bir kadının, “zaten bizim tüm aile de nezleden ölmüş…” cümlesine ne diyeceğinizi bilemezsiniz. Ankara’da ırkçılığın yerinden ettiği göçmenler için basın açıklaması yapacak 10 kişi ararsınız. Antep’te, İstanbul’da göçmenlerle dayanışmanın bir parçası olacakken fon yönetimlerinde ve metalaşmış acıların pazarlandığı sohbetlerde sıkışır kalırsınız, daha güzel bir dünyaya dair hayallerinizi kırmamak için oralardan da kaçarsınız. Selanik’te dayanışmanın işgal evlerinde bir anlığına umutlanırsınız. Ardından sözde solcu hükümet, o evleri …

View Post

Tekel İşçileri Direnişi / Tahayyül III

Artıkişler Kolektifi, Göksun Yazıcı – 2010-15 // Görüntüleri izliyoruz: 2009 yılının Aralık ayı. Polis megafonunda bir ses yankılanıyor. “Bu alanı boşaltın, saat 3’e kadar bu alanı boşaltmazsanız hepinizi gözaltına alacağız”. Abdi İpekçi Parkı’ndaki kalabalık içinde kırmızı kazaklı ve kasketli bir adam “Saat 3’ü bekleme şimdi çıkar bizi, gel çıkar hadi!” diye cevap veriyor. Bir başka görüntüde yine Abdi İpekçi parkındayız. Kış vaktinin soğuğunu parktaki kalabalık umursamıyor. Bazıları üzerlerine fışkırtılan sudan da bıkmış olacak ki üzerindekileri de çıkarıp parkın soğuk havuzuna atlamış. “Ölmek var dönmek yok sloganları” parkın her tarafından geliyor. Bir diğer görüntüde bir çadırın içindeyiz. Biraz efkarlı, biraz neşeli bir türkü söyleniyor. Halaya duranlar seslerini yükseltiyor. Soğuk, çadıra dokunsa da halaya işlemiyor… O günleri Göksun Yazıcı şöyle anlatıyor: “2009 yılının son aylarında on yıllardır süren özelleştirmelerin emeği “gereksiz” duruma düşürerek değiştirmeye çalıştığı “emek rejimi”ne karşı büyük bir direniş başladı: Tekel İşçilerinin Direnişi. 2001 yılında IMF’ye yazılan niyet mektubunda tütün …

View Post

İnternet ve Aktivizm: Olanaklar ve Engeller

Gamze Göker – 06.2014 // İnternetle yeni toplumsal hareketler ilişkisi kabaca üç yaklaşımla açıklanabilir. Birincisi iyimser yaklaşım; Bu yaklaşım teknolojinin mitleştirilmesini içerir. İnternetin ekonomik, sosyal, kültürel ve bilişsel dünyada bir devrim yaptığını, insanlık problemlerinin bu “ulvi” araç üzerinden çözülebileceğini iddia eder. Bu yaklaşımın iyimserliği bu nedenle saf bir iyimserlik olarak okunamaz. Çünkü ekonomik ve siyasal çıkarların üzerini örtmekte ve interneti ideolojiden arınmış “nötr” bir alan olarak göstermektedir. İkinci yaklaşım olan kötümserler ise; internetin de pek çok yeni araç gibi neoliberal politikaların yeni bir sömürü aracı olduğunu sadece üst ve orta sınıfın, beyaz yakalıların kullanabildiğini, insanları birbirine yabancılaştırdığını iddia eder. Son olarak da teknolojik mücadele yaklaşımı; Bu yaklaşım da İnternetin iktidar sahipleri tarafından kontrol edilmeye ve biçimlendirilmeye çalıştığının, sermaye tarafından yönlendirilmeye çalışıldığının farkındadır. Irkçı cinsiyetçi, homofobik, xenofobik şiddet ve nefret söylemleriyle sarmalanmış durumdadır. Ama her şeye rağmen burayı da bir mücadele alanı olarak görmek gerekir. Kimin çıkarına kullanılacağını da o mücadele belirleyecektir. Bunların dışında interneti doğrudan yasaklamak durumundaki ara …